Muhasebe Rehberi

Mali müşavirlerin sigortalılık sorunu

Okurlarımızdan Nilgün Hanım, gönderdiği elektronik postada önemli bir konuya; serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin sigortalılıklarına değinmiş ve görüşlerini bizimle paylaşmış. Türk sosyal güvenlik sistemi, zamanında parçalı bir yapıda kurulmuş. Ayrım, çalışanların statüleri göz önünde bulundurularak yapılmış. Çalışanlar, hukuki statülerine göre farklı sigorta kurumlarına tabi olmuşlar. Bu parçalı sistem, zaman içerisinde getirilen istisnalarla adeta dağınık bir yapıya dönüşmüş. Farklı statülerde çalışan, dolayısıyla farklı kurumlara tabi olan sigortalılar arasında, hak ve yükümlülükler açısından öyle farklılıklar oluşmuş ki sonradan, bunları tek çatıda toplamak isteseniz de bu farklılıkları gidermeniz öyle kolay olmuyor. Özellikle emeklilik koşulları arasındaki farklılıkların en azından kısa vadede giderilmesi mümkün değil. Bu farklılıklar ister istemez insanları farklı arayışlara yöneltebilmektedir.
Serbest muhasebeci (SM) ve mali müşavirler (SMMM) ile yeminli mali müşavirler (YM) ya da yaygın kullanımıyla meslek mensuplarının sosyal güvenlik durumu, kökeni geçmişe dayanan bir sorun. Çünkü bu mesleği düzenleyen 3568 sayılı kanun, 01.06.1989 tarihinde yürürlüğe girdi. Ancak muhasebecilik mesleğinin icrası, bu kanunun yürürlüğünden çok öncesine dayanmakta. 3568 sayılı kanun sadece, mesleğe yasal bir çerçeve oluşturdu.

ZORUNLU BAĞ-KUR’LU

Meslek mensuplarının çalışma koşullarına büyük ölçüde düzenleme getirdi. Fakat 3568 sayılı kanunun da tıpkı sosyal güvenlik kanunları gibi, kapsadığı tüm kesimin her türlü sorununa çözüm oluşturması mümkün değil. Örneğin bu mesleğin en büyük sorunu olan, muhasebe ücretlerinin mükelleflerden tahsili sorununa geçerli bir çözüm hala üretilmiş değil. Hatta kanunun beraberinde bazı sorunları doğurduğunu da görmekteyiz. Bunların başında da meslek mensuplarının sosyal güvenlik durumlarına ilişkin düzenleme gelmekte. Çünkü kanunun ‘Yasaklar’ başlıklı 45. maddesi, meslek mensuplarının kanunda çerçevesi çizilen görevlerini gerçek ve tüzel kişilerle hizmet akdi yaparak, onların işyerlerine bağlı olarak yerine getirmeleri, ticari faaliyette bulunmaları ve meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşmalarını yasaklamıştır.
3568 sayılı kanun, SM, SMMM ve YM’lerin bu ünvanlarıyla; yürüttükleri meslekle ilgili hizmet akdi yapmaları ve hizmet akdine istinaden çalışmalarını yasaklamışken, kanunun uygulama yönetmeliği bir adım daha ileri gitti. Mezkur yönetmeliğin 44. maddesi meslek mensuplarının hizmet akdine istinaden çalışmalarını tümden yasakladı. Bu yasak aynı zamanda meslek mensuplarının sigortalı olmalarının da yasaklanması; diğer ifadeyle zorunlu olarak Bağ-Kur’lu olmaları anlamını taşımaktaydı.

TÜMÜYLE YASAKLIYOR

Oysa, 01.06.1989 tarihinden önce bu mesleği yapanların büyük kısmının az ya da çok SSK’lı olarak çalışmışlığı vardı. Aynı şekilde 01.06.1989 tarihinden sonra büro açarak meslek mensubu faaliyetine başlayanların da büro açmadan önce SSK’lı çalışmaları söz konusu olmaktaydı. İşte SSK sigortalıları ile Bağ-Kur’lular arasında, emeklilik koşulları bakımından hala devam eden büyük farklılık, çok sayıda meslek mensubunu mağdur ettiği gibi, farklı çözümler aramalarına da yöneltebilmekte. Okurumuzun da vurguladığı gibi meslek mensuplarının sosyal güvenliği konusunda 3568 sayılı kanunla uygulama yönetmeliği arasında bir çelişki olduğu gerçek. Ancak bu çelişki kanımca kanunun lafzından kaynaklanan bir çelişki. Kanun, meslek mensubunun muhasebecilik mesleği dışında bir konuda, üçüncü kişilerle hizmet akdi yapabilmesine izin veriyormuş gibi görünmekte. Buna karşın yönetmelik, hizmet akdi yapmayı tümüyle yasaklamakta. Oysa yönetmelikler kanunlara aykırı olamaz. Aykırılık Danıştay’a dava edilebilir. Bu çelişkiyi yargıya taşıyan oldu mu bilemiyorum. Ancak benim şahsi görüşüm 3568 sayılı kanunun özü itibariyle meslek mensuplarının ikinci bir iş yapmasını yasakladığı yönünde. Bu ikinci iş yasağı, hizmet akdiyle çalışmayı da içermektedir. Çünkü bu yasaklama muhasebecilik mesleğinin hakkıyla yerine getirilmesi amacıyla konulmuştur.

ENGEL DEVAM EDİYOR

Gelelim konunun 5510 sayılı kanunla ilgili yönüne. 6111 sayılı Torba Kanun’la aynı anda farklı statülerde çalışanların sosyal güvenlik konusu yeniden düzenlendi. Hizmet akdiyle 4/a statüsünde çalışma, 4/b statüsünde çalışmanın önüne geçti. Bu düzenleme büro sahibi meslek mensubunun bir başka işyerinde 4/a statüsünde sigortalılığı için de geçerli. Kısacası 5510 sayılı kanuna göre bu konuda bir engel söz konusu değil. Fakat yukarıda da açıkladığımız üzere bu konudaki asıl engel 3568 sayılı kanundan kaynaklanmakta ve halen devam etmekte. Hemen belirtelim, 3568 sayılı kanun, 5510 sayılı kanuna göre özel nitelikte bir kanun. Hukuk literatüründe genel kanunla özel kanun arasında bir çelişki olması halinde özel kanun uygulanmak zorundadır. Fakat her şeyi göze alıp bürosu olduğu halde mükellefleri ya da bir başka işverenle hizmet akdi yapıp 4/a statüsünde sigortalı bildirimi yapılan meslek mensubu yok mu? Elbette var. Yapılan hizmet akdi muhasebecilik mesleğinin ifasını içerdiği gibi, bir başka faaliyet konusunda da olabiliyor. Hatta geçmişte nadiren de olsa inşaatlardan bildirimi yapılan bile çıkabiliyordu?

CELAL KAPAN / YENİ ASIR G./24.04.2012

Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir