Sendika-İstihdam

Grev hakkı ve sınırları

                                          

                                                GREV  HAKKI VE SINIRLARI

 

                                                                                                 İsa KARAKAŞ

                                                                                      Sosyal Güvenlik Kurumu

                                                                                                  Başmüfettişi

                                                                   Çalışma ve Sosyal Güvenlik Uzmanı 1]

                I.GİRİŞ

      Sanayileşmeye paralel olarak işçi sınıfının doğuşu, işçi sınıfına bağlı olarak sendikaların, sendikaların güçlenmesi ile birlikte toplu iş sözleşmesi yapma hakkı elde edilmiştir.   Sendikaların iktisadi, sosyal hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirmede belirtilen sözleşme hayati öneme sahip bulunmaktadır[2]. Toplu iş sözleşmesinin yapılması esnasında uyuşmazlığın ortaya  çıkması halinde ise  işçilerin iktisadi ve sosyal durumlarıyla çalışma şartlarını muhafaza etme  ve geliştirmelerinde, en önemli yaptırımları “grev haklarının” kendilerine tanınmış olmasıdır. Aksi takdirde  grev hakkı olmayan işçi sendikasının yapacağı toplu pazarlığın çok zayıf, önemsiz ve yaptırımdan uzak kalacağı aşikardır.

        Bu yazımızda mer’i mevzuatımızda yer alan işçilerin “grev hakkı” irdelenmiştir.

               II.1982 ANAYASASINDA GREV HAKKI

               1982 Anayasa’sının 54.maddesi  “Grev hakkı ve lokavt” başlığını taşımakta olup bu madde de aynen; “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması  halinde işçiler grev hakkına sahiptirler.  Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur.
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.
Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.
Yüksek hakem kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.
Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.
Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemez.” Hükümleri yer almaktadır.
                Görüldüğü üzere bu maddede  grev hakkı, toplu iş sözleşmesinin yapılması esnasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler tarafından kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir[3].
                Ayrıca Aynı madde de grev hakkının iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamayacağı, grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendikanın sorumlu olacağı, siyasi amaçlı grevin  yapılamayacağı, greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemeyeceği hükme bağlanmıştır.
 
               III.2822 SAYILI TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GREV VE LOKAVT KANUNU AÇSINDAN GREV

            A.GENEL OLARAK GREV KAVRAMI

            Grev, sendika özgürlüğünün en önemli aracıdır. ILO  Sendika Özgürlüğü Komitesi grev hakkını, “işçilerin mesleki çıkarlarını korumayı ve geliştirmeyi sağlayan ve sendika hakkı içinde yer alan bir temel araç olarak kabul etmiştir[4]. 

            Demokratik sistemin uygulandığı bütün ülkelerde grev hakkı, işverenler karşısında işçilere sendikaları vasıtasıyla  pazarlık güçlerini artırmak maksadıyla tanınmış bir hak[5] olup, bu hakka hem Anayasamızda hem de 2822 Sayılı TİSGLK’da  yer verilmiştir.

            2822 Sayılı TİSGLK’nın 25. maddesinde grevin   tanımlanması suretiyle  bu kavram açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre grev; işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmaları  olarak tarif edilmiştir.

            B.KANUNİ GREV VE SINIRLARI

            1.Kanuni Grev


           
Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarıyla çalışma şartlarını korumak veya düzeltmek amacıyla anılan Kanun hükümlerine uygun olarak grev yapmaları halinde yapılan grevin  kanuni olması söz konusu olacaktır. Aksi takdirde kanuni  grevden bahsedilemeyecektir.

            2.Kanun Dışı Grev

            2822 sayılı TİSGL Kanunu ile  siyasi amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevi yapılması yasaklanmış ve  kanun dışı grev olarak kabul edilmiştir. İşyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler de  kanun dışı grevin kapsamında değerlendirilerek aynı  müeyyidelere tabi tutulmuştur.

Diğer yandan tabii olarak  devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, milli egemenliğe, cumhuriyete, milli güvenliğe aykırı amaçla grev yapılamayacağı kesin bir şekilde mezkur kanunda yer almaktadır.

            3.Grev Yasağı Kapsamındaki İşler

            2822 sayılı TİSGL Kanunun 29.maddesinde grev ve lokavt yasağı kapsamında olan işler tek tek ve sınırlı olarak belirtilerek sayılmıştır[6]. Buna göre;

  • Can ve mal kurtarma işlerinde,
  •  Cenaze ve tekfin işlerinde,
  •  Su, elektrik, havagazı, termik santrallarını besleyen linyit üretimi, tabii gaz ve petrol sondajı, üretimi, tasfiyesi, dağıtımı, üretimi nafta veya tabii gazdan başlayan petro kimya işlerinde[7],
  • Kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye, şehiriçi deniz, kara ve demiryolu ve diğer raylı toplu yolcu ulaştırma hizmetlerinde ve
  •  Banka ve noterlik hizmetlerinde,

      Grev ve lokavt yapılması yasaklanmıştır. Grev yasağı kapsamına alınan işler, genelde toplum sağlığı ve güvenliği ile ilgili bulunmaktadır.

        IV.SONUÇ

      Sendikal hareketin hayati ehemmiyet derecede vazgeçilmez parçası olan grev hakkı, gelişmiş Avrupa  ülkelerine nazaran ülkemizde sanayileşme ve işçi sınıfının geç teşekkülüne bağlı olarak  ilk defa 1961 Anayasası ile kabul edilmiştir. 1982 Anayasasında da yer alan bu hak, 2822 sayılı TİSGL Kanununda etraflıca tanzim edilmiş ve sınırları çizilmiştir. Anılan Kanuna uygun olarak alınmayan grev hakkı kanun dışı kabul edilmiştir.  Grev yasaklarında ise kanun koyucunun, toplumsal nitelikteki temel hizmetlerin aksamasının engellenmesi, toplum sağlığı ve huzurunun devamının sağlanması isteği dikkat çekmektedir.

 


[1] Gazi Üniv. Sos. Bil. Çal. Eko. Bölümü  Doktora Ö.Öğrencisi.

[2] Fevzi DEMİR, Sendikalar Hukuku, Haber-İş Sendikası, No: 13/1997, s.118

[3] A. Nizamettin  AKTAY.-K. ARICI – E.Tuncay KAPLAN , İş Hukuku, Ankara 2006, s.522 vd.

 

[4] Can ŞAFAK, Türkiye’de Grev Yapmak, www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=6306 (06.06.2006)

[5] Metin KUTAL, 2822 s.Yasada Grev ve Lokavt Kavramları, İktisat ve Maliye Dergisi, C.31 Haziran 1984, s.133 vd.

[6] Mahmut KABAKÇI, Grev Yasakları ve Temel Hizmet Kavramı (Karar İncelemesi) Kamu-İş; C:7,S:3/2004.

[7] Değişik: 27.5.1988 – 3451/5 md.

Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir