Yargı Kararları

Yıpranmadan faydalanmak için başvurulacak mahkeme

Uyuşmazlık Mahkemesi Emekli Sandığına tabi olarak işe başlayanların Fiili hizmet süresi zammından yararlanmak için idari yargıda dava açmaları gerektiğine hükmetti. Mahkeme özetle; Emekli Sandığına tabi olarak işe başlayan, halen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde Röntgen Teknisyeni (Sağlık Memuru) olarak görev yapan davacının, fiili hizmet süresi zammından yararlanması istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hükmüne vardı.kararın tam metni aşağıdadır:

O L A Y    : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin Sağlık Bakanlığı personeli olarak, 02.10.1991-29.05.1992 tarihleri arasında Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde, 30.05.1992 ­17.11.2003 tarihleri arasında Samsun M. Aydın Devlet Hastanesinde ve 18.11.2003 tarihinden itibaren bilfiil Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde Röntgen Teknisyeni (Sağlık Memuru) olarak görev yaptığını, aynı merkezde görevine devam ettiğini; çalışırken direkt şuaya maruz kaldığını, kurumu tarafından her seneye ait şua izni kullandırıldığını belirterek; davalı İdarenin, müvekkiline ilişkin olarak tesis ettiği “.. 17.11.2003 tarihinden itibaren Ağız ve Diş sağlığı merkezinde röntgen teknisyeni olarak geçen çalışmalarından dolayı 5434 sayılı Kanunun mülga 32.maddesinin (h) fıkrası uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmasının mümkün olmadığı yönündeki” 30.09.2010 Tarih ve B.13.2.5GK.0. 10.03. 19.69.378.069 sayılı işlemin iptali istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.

SAMSUN 2. İDARE MAHKEMESİ:15.12.2010 gün ve E:2010/1439, K:2010/1245 sayı ile, davacının fiili hizmet süresi zammından yararlanma talebinin reddi işleminin iptali istemiyle iş bu dava açılmış ise de; dava konusu fiili hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemenin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nu 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik 40. maddesinde yer aldığının anlaşıldığı; 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde yer alan “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür” hükmü uyarınca iş bu davanın, görüm ve çözümünde, 5510 sayılı Kanunda somut olaya ilişkin aksi bir düzenleme yer almadığından, iş mahkemelerinin görevli olduğu, mahkemelerinin görevli bulunmadığı gerekçesiyle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1/a bendi uyarınca davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davacı vekili, bu kez aynı istemle davalılar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı adli yargı yerinde dava açmıştır.

SAMSUN 1.İŞ MAHKEMESİ:21.05.2012 gün ve E:2011/348 sayı ile, 2247 Sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince mahkemelerinin bu davayı görmekte görevli olmadığı gerekçesiyle, görevli merciin tayini için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine; davanın Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar ertelenmesine, esasın dosya Uyuşmazlık Mahkemesinden gelinceye kadar açık bırakılmasına karar vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 13.5.2013 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İş Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli yargı dosyasının Mahkemece, ekinde idari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı M. BAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde röntgen teknisyeni (sağlık memuru) olarak görev yapan davacının fiili hizmet süresi zammından yararlanma istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 30.09.2010 tarih ve …069 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Olayda; Emekli Sandığına tabi, Sağlık Bakanlığı personeli olarak, 02.10.1991- 29.05.1992 tarihleri arasında Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde, 30.05.1992 ­17.11.2003 tarihleri arasında Samsun M. Aydın Devlet Hastanesinde ve 18.11.2003 tarihinden itibaren Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde Röntgen Teknisyeni (Sağlık Memuru) olarak görev yapan davacının, çalışırken direkt şuaya maruz kaldığından bahisle fiili hizmet süresi zammından yararlanma istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine açılan davada; davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nca davacının durumuyla ilgili olarak mahkemeye verilen yazıda; 5434 sayılı Kanunun mülga 36 ncı maddesinde kimlere, hangi görevleri yaparken itibari hizmet süresi zammı verildiğinin hükme bağlandığı; davacının emeklilik sicil dosyasının incelenmesinden de, itibari hizmet süresine müstehak çalışmasının bulunmadığı anlaşıldığından, itibari hizmet süresinden yararlandırılmasının mümkün olmadığı; diğer taraftan, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 32 nci maddesinin 19/9/1972 gün ve 1621 sayılı Kanunla eklenen (h) fıkrasında, mesleği olan ve bu sebeple röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyonla bilfiil çalışan tabip, teknisyen, sağlık memuru, radyasyon fizikçisi ve teknisyeni ve iyonizan radyasyonla yine bilfiil çalışan bilumum personel ve yardımcılarına, mesleği icabı, röntgen radyum ve benzeri iyonizan radyasyon laboratuarlarında geçen hizmetlerinin her yılı için (3) ay fiili hizmet süresi zammı verilmesinin hükme bağlanmış olduğu; esasen, 3153 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine istinaden çıkarılan 27/4/1939 tarih ve 10857 sayılı Radyoloji, Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname’nin 1 inci maddesi ile Münhasıran röntgen şuaı vasıtası ile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radyom veya radyom mürekkebatı ile veya her türlü elektrik aletleri ile tedavi yapan, müesseselerin bina vasıflan ve hastalar ile mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarını elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radyom arızalarından koruyacak tertipler ile bunlara aid levazımın şartları ve radyom için bir müessede bulunması lazım gelen en az bir miktar ve elektrik ile tedaviye mahsus aletlerin vasıf ve şartlarının bu nizamnamede tespit edildiği; 22 nci maddesi ile de, hastanelerde röntgen ve radyom ile tam müddetle (günde 5 saat) çalışan kimselerin hastanenin başka işlerinde kullanılamayacağının, hükme bağlandığı; bu hükümler ile röntgen radyum ve benzeri iyonizan radyasyon laboratuarlarında, röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyonla bilfiil ve devamlı çalışmayı gerektiren işlerde çalışanlara verilen özel hakların tam süre ön koşullarına bağlanmış olduğu, iyonizan ışınlarıyla çalışanlara, maruz kalacakları yıpranmalardan dolayı sağlanacak hakların, her gün beş saat sürekli röntgen, radyum ve emsali ile uğraştırmayı gerektirdiği; ayrıca, Sağlık Bakanlığının 23/4/1981 tarihli ve T.K:I-5340-MÜT-5527 sayılı yazısında, şua izni kullanabilmek için hizmetin, röntgen teşhis, röntgen tedavi, nükleer tıp laboratuvarları gibi radyasyon kaynakları ile çalışan ve bu işe münhasır olarak kurulmuş laboratuvarda geçmesi ve kişinin bu işlerde daimi olarak günde 5 saat bilfiil çalışması gerektiği, diş hekimlerinin çalışmalarının ise bu koşullara uymadığı, bu nedenle fiili hizmet süresi zammı gibi haklardan yararlanamayacakları belirtildiğinden, Kurumlarınca Sağlık Kuruluşlarının Diş Hekimliği bölümünde (Diş Hekimi, Sağlık Teknisyeni, Röntgen Teknisyeni dahil) çalışan personelin fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmadığı; buna göre davacının bahsi çalışmaları röntgen teşhis, röntgen tedavi, nükleer tıp laboratuarlarda geçmediğinden ve bu işlerde daimi olarak günde 5 saat bilfiil çalışması mümkün olmadığından bu tarihten sonra geçen çalışmalarından dolayı fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmasına imkan bulunmadığı ifade edilmiştir.

31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”

Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.

Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.

Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce işe başlamış olan davacı tarafından açılan davanın idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Samsun 1.İş Mahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Samsun 2.İdare Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Samsun 1.İş Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Samsun 2.İdare Mahkemesi’nce verilen 15.12.2010 gün ve E:2010/1439, K:2010/1245 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,

Paylaşabilirsiniz

One thought on “Yıpranmadan faydalanmak için başvurulacak mahkeme”

  1. 1996 yılında özel bir şirkette işe başladım. 2007_2009 yılları arasında sgk pirimlerim 3A dan ödendi.2009 yılında işten ayrıldım.1996dan 2007 ye kadar ödenen ssk pirimlerim normal 3A dan ödendi. durumun düzeltile bilme imkanı bulunmaktamıdır.?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir