İş Kanunu İşlemleri

Alt işveren (taşeron) ve sorunlar

Alt işverenlik uygulaması günümüz koşullarında işletmelerin vazgeçemeyeceği konuların başında gelir. Uygulama daha objektif kriterlere bağlanmalı. Örneğin, asıl işin alt işverene verilmesinin gerekip gerekmediği konusunda izin alma sistemine geçilebilir

Alt işveren (taşeron) uygulamaları, iş hukukunda öteden beri tartışılan ve hâlâ da tartışılmaya devam edilen ve çözüme kavuşturulamayan bir konudur. Alt işverenlik, 4857 sayılı İş Kanunu’nun görüşmeleri sırasında da üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olmuştur.  Alt işveren kavramı, iş mevzuatında yer almasına karşın bu kavram yerine genellikle bir çok kesim taşeron kavramını kullanmaktadır. 4857 sayılı Kanunun 2. maddesine göre, işveren, işçi çalıştıran gerçek veya tüzelkişiye yahut tüzelkişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara denir. Alt işveren ise bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene alt işveren denir. Başka bir deyimle alt işverenlik iki firma arasında oluşan ticari bir ilişkidir.
Teknolojik gelişmelerin etkisiyle işbölümü ve uzmanlaşmanın yaygınlaşması alt işverenlik(taşeronluk) gibi uygulamaların gündeme gelmesine neden olmuştur. Ülkemizde özellikle 1980’li yıllardan sonra birçok işkolunda alt işverenlik uygulaması hızla artmaya başlamıştır. Bu uygulama günümüzde de artarak devam etmektedir. Küresel rekabet ile birlikte yeni üretim ve çalışma biçimlerinin uygulandığı ve uzmanlaşmanın da gün geçtikçe yaygınlaştığı bir ortamda alt işverenlik uygulaması günümüz koşullarında bir zorunluluk oluşturmaktadır (*).
Alt işveren uygulamasına başvurulmasının nedenleri: Alt işverenlik uygulaması asıl işverenler yönünden, ilave bir yatırım yapmadan kapasite artışının sağlanması, maliyetlerin düşürülmesi, iş mevzuatında sayıya bağlı olarak getirilen (iş güvencesi, özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma, toplu işçi çıkarma , kantin açılması, emzirme odası ve kreş kurulması, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma, spor tesisi kurma ve antrenör bulundurma vb.) yükümlülüklerin dışında yer alma gibi faydaları vardır.  Alt işveren uygulamasına karşı çıkılmasının nedenleri: İşçi sendikaları tarafından en çok eleştirilen iş hukuku uygulamalarının başında alt işverenlik uygulaması gelmektedir. İşçi sendikaları alt işveren uygulamalarını örgütlenmenin önünde bir engel olarak görmektedir ler. Bu bağlamda işçi sendikaları alt işveren uygulamalarını, işverenin sendikasızlaştırma, düşük ücret ve yasal yükümlülüklerden kaçınması için getirilmiş bir uygulama olarak nitelemektedirler. İşçi kesimine göre alt işverenlik uygulaması işçilerin yasalardan kaynaklanan haklarının kısıtlanmasına neden olmaktadır.
             Mevzuat alt işverenler hakkında nasıl uygulanıyor: Mevzuatın uygulanması açısından alt işveren ile asıl işveren arasında hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Yasa koyucu alt işverenlerin işçilerinin mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden ve iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarını korumak amacıyla hukuki yönden asıl işvereni de sorumlu tutmuştur. Bu farklı düzenlemenin dışında asıl işveren ile alt işverenlik konusunda farklılık bulunmamaktadır. Örneğin alt işverenlerde İş Kanunu uygulamasında idari para cezası gerektirecek fiilleri işlediklerinde aynen asıl işverenler gibi haklarında idari para cezası uygulanacaktır.
Asıl işverenlerin sorumluluğu
Yasa koyucu alt işverenin işçilerini yeterli derecede güvencede görmemesi nedeniyle alt işverenin işçilerinin yasal haklarından dolayı asıl işvereni de sorumlu tutmuştur. Asıl işveren alt işveren ilişkisinde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu sorumluluk, alt işverenin işçisinin o işyeriyle ve orada çalıştığı süreyle sınırlıdır. Buradaki sorumluluk cezai değil, hukuki bir sorumluluktur.
Uygulama sorunları
Asıl işverenin işyerinin yardımcı işlerini(temizlik, yemek, servis, nakliye ve güvenlik hizmetlerini) alt işverene vermesinde uygulamada fazla bir sorun çıkmamaktadır. Esas sorun asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde çıkmaktadır. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerin alt işverene verileceğine ilişkin İş Yasası hükmü uygulamada sorunların temelini oluşturmaktadır. Yasada öngörülen bu tanım kapsamı bakımından geniş olmakla beraber her türlü yoruma da açıktır. Örneğin işletmenin gereği kavramı çok geniş bir kavramdır. Dolayısı ile bu kavramın içine bir çok husus girebilmektedir. Bu da uygulamada çeşitli tartışma ve uyuşmazlıklara neden olmaktadır.
Bir diğer sorun kaynağı ise asıl işveren alt işveren uygulamalarında yasaya aykırılık durumunda herhangi bir yaptırımın öngörülmemiş olmasıdır. Eski 1475 sayılı İş Yasası’nda yasaya aykırı olarak kurulmuş olan asıl işveren alt işveren uygulamalarına yaptırım öngörülmüştü. Yeni 4857 sayılı İş Yasasında ise herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir. İşyerlerinde denetim yapan iş müfettişlerinin yasaya aykırı olarak kurulmuş olan asıl işveren alt işveren ilişkisinde uygulayabilecekleri idari para cezası bulunmamaktadır. Bu durumda iş denetiminin etkinliğini zayıflatmaktadır.
Sonuç itibarıyla alt işverenlik uygulaması günümüz koşullarında işletmelerin vazgeçemeyeceği konuların başında gelmektedir. İşletmelerin maliyetlerini azaltması ve rekabet gücünü artırmasında alt işverenlik uygulaması önemli bir yer tutmaktadır. Alt işverenlik uygulamasının gerekliliği konusunda hemen hemen bütün kesimler hemfikirdir. Değişik kesimlerin uzlaşamadığı husus ise alt işverenlik uygulamasının nasıl olması gerektiği noktasından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda yapılması gereken alt işveren uygulamasını daha objektif kriterlere bağlamaktır. Asıl işin alt işverene verilmesinin gerekip gerekmediği konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili bölge müdürlüğünden izin alma uygulaması getirilebilir. Ya da hangi işletmede hangi işlerin alt işverene verilebileceğine izin vermek için işçi , işveren ve devlet temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulabilir. Bütün bunların yanında İş Yasası’nın 2. maddesine aykırı hareket edenler için eski iş yasasında da yer aldığı gibi idari para cezası uygulaması getirilebilir.

(*) Arif Temir, 4857 sayl Kanunu’nda Asıl veren Alt işveren ilişkisi ve Sonuçları, Dergisi Haziran 2006.
Arif Temir: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi

Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir