Vergi Rehberi

Vergi hukukunda hapis cezası öngören özel hüküm

Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesinin başlığı ‘kaçakçılık suçları ve cezaları’ başlığını taşımakta olup, yasa maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezalarla müeyyidelendirilmiş fiiller sayılmak suretiyle belirtilmiş bulunmaktadır.
Söz konusu yasa maddesi uyarınca vergi yasalarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
* Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
* Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyenler veya belgeleri kullananlar
hakkında 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu bağlamda varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu hükmün uygulanmasında ‘gizleme’ olarak kabul edilmektedir.
Bu maddenin uygulamasında “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya bu durumu maiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise muhteviyatı itibarıyla ‘yanıltıcı belge’ olarak kabul edilmektedir.
Diğer yandan aynı yasal düzenleme gereği olarak vergi yasaları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu bağlamda da ‘Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belge’ olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca Vergi Usul Yasası hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, söz konusu bakanlıkla anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar da iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Uygulamada yukarıdaki fiillerden dolayı yargıya intikal eden olaylar giderek artmaya başlamıştır.
Vergi Usul Yasası’nın 367’nci maddesi gereği olarak “Yaptıkları inceleme sırasında yukarıda sözü edilen Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesinde yazılı suçların işlendiğini tespit eden maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların yardımcıları ve gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor” değerlendirme komisyonunun görüşüyle vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.
Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yaptıkları soruşturmalar sırasında veya diğer nedenlerle Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesi kapsamında bir suçun işlendiği öğrenilir olursa, bu takdirde cumhuriyet başsavcıları durumu hemen ilgili vergi dairesine bildirerek inceleme isteminde bulunmakla yükümlüdür. Bu bağlamda da kamu davasının açılması, inceleme sonucunun cumhuriyet başsavcısına ulaşıncaya kadar ertelenmiş sayılır.
Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesi kapsamında oluşan bildirim zorunluluğu nedeniyle ceza yargısı kapsamında 01.01.2000-31.12.2008 tarihine kadar açılan ceza davası 60.000’in üzerindedir.
Yukarıda belirtilen tarihler arasında verilen mahkûmiyet sayısı ise 34.801’dir. Buna göre açılan davalarda verilen mahkûmiyet oranı yüzde 39,84’tür. (Daha fazla bilgi için bakınız: Doğrusöz, Bumin “Borçları yeniden yapılandırmak yetecek mi” Referans 30.9.2010)
Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesi kapsamında yargıya intikal eden olayların bir bölümünde yargılananların işledikleri suçların esas zanlıları farklıdır.
Ayrıca, özellikle son iki-üç yıl içinde zincirleme suçlama konusu olarak kullanılan yanıltıcı ve/veya sahte belge kullanma fiillerinden mağdur olan ve aynı zamanda bazı idari tasarruflarla piyasadan silinmeye zorlanan mükellef sayısı da bir hayli fazladır.
Yapılan eksik soruşturmalar, varsayımlara dayalı olarak hazırlanan raporlar hem yargının iş yoğunluğunu arttırmakta hem de mağduriyetten kaynaklanan yeni bir vergi suçlusu tipi yaratmaktadır.
Kanımızca Vergi Usul Yasası’nın 359’uncu maddesinde yer alan birbirinden farklı niteliği olan suçların daha açık tanımının yapılması zorunlu olup, bu bağlamda, söz konusu maddenin daha farklı bir biçimde yeniden düzenlenmesi veya bir bütün olarak ceza yasasına taşınması gerekmektedir.
Veysi SEVİĞ/Referans/05.10.10
Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir