İşçi Alacak ve Tazminatları

Tarımda SSK'lılık yeniden başlıyor

5510 sayılı kanununun tarım çalışanlarına yönelik olumsuz sonuçları, 6111 sayılı Torba Kanun’la giderilmeye çalışılmakta. Biz de bir süredir bu konuyu inceliyoruz. Tarım çalışanlarını bağımlı ve bağımsız çalışanlar olarak iki gruba ayırmıştık. Bu ayrımı 01.10.2008 öncesi yasal statülere göre de tarım SSK’lıları ve tarım Bağ-Kur’luları olarak yapmak mümkün. Bağımsız tarım çalışanları ya da diğer gruplamayla eski tarım Bağ-Kur’luluğunda başlıca iki olumsuzluktan söz etmiştik. İlki, tarım 4/b sigortalılığı statüsünün, diğer zorunlu sigortalılık halleriyle çakışma durumunda ikincil konuma düşüp kesintiye uğrama niteliği, 5510 sayılı kanunda yer almamıştı.
Yeni kanunda tarım 4/b statüsünden sigortalılık, diğer statülerdeki sigortalılık halleriyle eşitlenmişti. “Önceden gelen geçerli olur” kuralı gereğince, önce tarım 4/b sigortalılığını tescil ettirenler, sonradan örneğin hizmet akdiyle çalıştıklarında işverenlerince sigortalı olarak bildirilmek zorunda olmuyordu.

AİLELER ALEYHİNE
Bu ise hem SGK’nın hem de işkazası ve meslek hastalığı veya ölüm durumunda sigortalı ve ailesinin aleyhine birçok sonuç doğurmaktaydı. Gerçi Bağ-Kur’un, bu konudaki 01.10.2008 tarihinden önceki uygulamasının da çok iyi olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü tarım Bağ-Kur sigortalılığı diğer zorunlu sigortalılıkla herhangi bir şekilde çakıştığında, tamamen kesintiye uğratılıyordu. Sigortalı bir daha yazılı başvuruda bulunmadığı sürece de tekrar başlatılmıyordu. Bu da pek hakkaniyetli bir uygulama sayılmaz.
O nedenle 6111 sayılı Torba Kanun ile gerçekleşen değişiklik hayata geçirilirken SGK’nın daha dikkatli olması, Bağ-Kur’un bu eski ve hatalı uygulamasına aynen geri dönüş yapmaması gerekir. Kanunun düzenleyici metinleri oluşturulurken, diğer zorunlu sigortalılık halleriyle çakışma nedeniyle durdurulan tarım 4/b sigortalılığının, çakışma halinin ortadan kalkması ile tekrar ve kendiliğinden başlatılması gerekir. En azından çakışma halinin ortadan kalktığı tarih ve sonrasında, sigortalının bağımsız, tarımsal faaliyetine devam edip etmediği kurumca incelenip kontrol edilmeli.

BAĞIMSIZ ÇALIŞMA

Önceki yazılarımızda tarımda bağımlı ve bağımsız çalışma kavramı ile hizmet akdiyle çalışılan sürekli ve süreksiz iş kavramlarına değinmiştik. Yine 5510 sayılı kanunun olumsuz sonuçlarının daha çok tarımda hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlara yönelik olduğunu da belirttik. Kısaca bir daha hatırlatalım. Tarımda hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar geçici tarım çalışanlarıdır. Bu kesim tarım çalışanlarının asıl büyük dilimini oluşturur. Devlet, bu kesimi sosyal güvence altına almak için daha 1986 yılında girişimde bulunmuş ve 2925 sayılı kanunu çıkarmıştı. Ancak gerek o dönemin koşulları ve gerekse de bu kesimdeki çalışmanının yüksek oranda kayıt dışı olması, bu kanundan beklenen yararı bir türlü sağlamadı.
Her zaman iddia ettik. Tarım çalışanlarının çok büyük kısmının böyle bir kanundan haberleri bile olmadı. Zaten sosyal güvenlik konularının kamuoyunda ilgi görmesi üç-beş yıllık bir geçmişe sahip. Bütün bunlar birleşince, hem gerçek tarım çalışanları sayısına oranla 2925 sayılı kanundan yararlananların sayısı çok düşük kalmış hem de bu kapsamdan sigortalı olanların büyük kısmı gerçekte tarım dışı sektörlerde çalışanlardan oluşmuştur.

KÜÇÜK İLLER
SSK’nın zaman zaman ve daha çok da küçük iller düzeyinde, tarım sigortalılarına yönelik denetim çalışmaları olmuşsa da, bunlardan hiçbir zaman etkili bir sonuç alınamamıştır.
İşte 5510 sayılı kanun bu alana da neşter vurmuştu. Ancak sonuçlarının çok da olumlu olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü yeni düzenleme ile 2925 sayılı kanun yürürlükten kaldırıldı. Yürürlükten kaldırılma tarihine kadar tarım SSK’lısı olanlar, bu sigortalılıklarını sürdürebileceklerdi. Ancak artık yeni müracaat alınmayacaktı. Fakat 5510 sayılı kanunda, yürürlükten kaldırılan tarım sigortalılığının yerini tutacak, yeni bir düzenleme de yer almadı. Bu da aslında trajikomik bir durumu göstermekteydi.
Çünkü 5510 sayılı kanun farklı sigortalılık statülerini birleştirmeyi, ülke nüfusunun tamamını genel sağlık sigortası kapsamına almayı hedefleyen bir düzenlemeydi. Tamam 2925 sayılı kanun, uygulandığı haliyle tarım çalışanlarının sosyal sigorta ihtiyacını karşılamakta çok yetersiz kalmıştı. Fakat tarım gibi hala ülkenin en önemli istihdam alanını oluşturan bir sektörün sosyal sigorta kapsamı dışında tutulması, alternatif bir düzenleme olmaması büyük bir eksiklikti. Aradan geçen sürede bu eksiklik hissedildi. Torba Kanun’la tarımda süreksiz işlerde hizmet akdiyle çalışanlara da sosyal sigorta imkanı sağlayacak hükümler mevcut. Ama hemen belirtelim bu düzenleme 2925 sayılı kanun gibi ballı-kaymaklı bir sigortalılık değil.
5510 sayılı kanunun tarımda bağımsız çalışanlar (tarım 4/b sigortalıları) için uygulanan hükümlere benzer bir sigortalılık söz konusu. Özellikle prim ödenen gün sayısı ile hizmet hesabında esas alınan gün sayısı bakımından uygulanan teşvik sistemi yine geçerli. Örneğin bu yıl başvuruda bulunanlar primlerini 18 gün üzerinden yatıracaklar. Fakat hizmet hesabında gün sayısı 30 gün kabul edilecek. Önümüzdeki yıl prim 19 gün üzerinden yatırılıp ve her yıl birer gün artırılacak.
Emeklilik koşulları da 2925 sayılı kanundaki gibi değil, yine 5510 sayılı kanunun genel yapısına uygun. Kısacası ayda 15 gün üzerinden prim yatırılıp 3 bin 600 günden emeklilik mümkün olmayacak.

Celal KAPAN/05.03.2011/Yeni Asır

Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir