Vergi Rehberi

Mali kural yasası önemini yitirdi mi?

Yapılan açıklamalar ve basından edinilen bilgilere göre ‘Mali Kural Yasa Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi gelecek yıla sarkmış bulunmaktadır.
Ülkemizde mali kural uygulamasına geçilmesi, kamu açıkları ve borç yükünün sürdürülebilir seviyelerde tutulması, maliye politikasının güvenilir hale getirilmesi, bu durumun piyasalar nezdinde de kabul edilmesi kanımızca zorunlu hale gelmiştir.
Öngörülen yasal düzenlemeyle ilgili taslaktan da anlaşılacağı üzere ülkemizde uygulanması öngörülen mali kurala göre,
• Herhangi bir yılda genel yönetim açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranı, bir önceki yıl genel yönetim açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranına, yine yasada belirlenen şekilde hesaplanan genel yönetim açık uyarlamasının eklenmesi suretiyle hesaplanacak tavanı aşamayacaktır.
• Genel yönetim açık uyarlaması, açık etkisi ile konjonktürel etkinin toplanmasından oluşacaktır.
• Açık etkisi, bir önceki yıl genel yönetim açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranından genel yönetim açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranına ilişkin uzun dönemli hedef olan yüzde birinin çıkarılması sonucu bulunan değerin yasa ile belirlenmiş olan (-0.33) ile çarpılması suretiyle bulunacaktır.
• Konjonktürel etki ise ilgili yıl reel gayri safi yurtiçi hasıla artış oranından yüzde 5’in çıkarılması sonucu bulunan değerin (-0,33) ile çarpılması suretiyle hesaplanacaktır.
Ayrıca döner sermayeli işletmelerin bütçelerinde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esas olacaktır.
Buna paralel olarak ‘233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile 4046 sayılı kanuna tabi olup sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan işletmeci kuruluşlar, toplulaştırılmış bazda borçlanma gereği’ oluşturamayacaklardır.
Diğer yandan ‘Mali Kural Yasa Tasarısı’na göre ‘Orta Vadeli Program’la ‘Orta Vadeli Mali Plan’ birleştirilerek genel yönetim açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranına ilişkin tavan üçer yıllık dönemler itibariyle ‘Orta Vadeli Program’ ve ‘Mali Plan’da açıklanacaktır.
Kısaca ifade etmek gerekirse Türkiye Mali Kural Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle beraber;
• Kaynak/harcama dengesini yılda yüzde 5 büyüme hedefine göre kuracaktır.
• Kamu bütçe açığı milli gelirinin (GSYH) yüzde 1’ini aşmayacaktır.
Hemen belirtelim ki Türkiye söz konusu yasa tasarısını bu yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayından geçirse bile, 2011 yılında yasada öngörülen hedeflere uygun bir bütçe yılı geçirmesi mümkün değildir.
Bunun temel nedenleri vardır. Bu nedenler ortadan kaldırılmadıkça Mali Kural Yasası’nın uygulanması ve uygulamanın başarılı olması beklenmelidir.
Çünkü;
• Kamu harcamalarını sınırlayan en önemli unsur vergi gelirleridir. Ülkemizde vergi gelirleri daha çok dolaylı vergilere bağlı olarak azalıp, çoğalmaktadır. Başka bir anlatımla ithalat arttığı sürece vergi gelirleri artmakta ithalat azaldığı zaman vergi gelirleri de azalmaktadır.
• İthalatın azalması halinde cari işlemler açığı da azalmaktadır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının artması ithalata bağlı olduğundan ithalat bir yandan vergi gelirleri açısından önemli bir kaynak olarak dikkate alınırken cari işlemler açığı açısından da bu açığı büyüten bir unsur olarak sorun yaratabilecek bir özellik arz etmektedir.
• Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi ile iç piyasada fiyat artışları ithalat yoluyla denetim altında tutulabilmektedir.
• Yerel yönetimler son yıllarda aşırı ve bir anlamda denetimsiz harcama yarışına girmişlerdir. Bu alanda yapılan harcamalar ister istemez genel yönetim bütçesini de olumsuz etkilemektedir.
• Türkiye genel seçimlere yönelik önemli sayılabilecek miktarda harcama yapmak zorundadır.
• 2010 yılında ülkemizde önümüzdeki yıl Mali Kural Yasası’nın uygulanacağı varsayılarak herhangi bir ön hazırlık bugüne kadar yapılmamıştır.
Tüm bu gerçekleri dikkate aldığımızda, Türkiye’nin 2011 yılında Mali Kural Yasası’nı uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla önümüzdeki yıl yapılacak kamu harcamalarının büyüklüğü de dikkate alınarak Mali Kural Yasa Tasarısı şu günlerde tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır.
Tasarının genel gerekçesinde de belirtildiği üzere uygulamaları incelendiğinde, kamu mali yönetimi alanında gerekli reform yapıldıktan sonra mali kural uygulamalarına geçildiğinde daha başarılı olunduğu görülmektedir. Ülkemizde eğer mali yönetim açısından gerekli altyapı oluşturulamazsa Mali Kural Yasası’nın yürürlüğe girmesi ile herhangi bir başarının elde edilmesi de söz konusu olamayacaktır.
Son olarak, vergi gelirlerinin sağlanmasına yönelik olarak yürürlükte bulunan Gelir Vergisi Yasası artık gerekçe anlamda gelir üzerinden vergi alma konusunda etkinliğini yitirmiş olmasına rağmen, yaklaşık yedi-sekiz yıldır yenilenememiş, bunun sonucunda da özelliğini kaybederek ‘stopaj’ vergisi haline dönüşmüştür.
Kaynak:Veysi SEVİĞ/Referans/14.8.10
Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir