Vergi Rehberi

Kooperatiflerin Kurumlar Vergisi muafiyeti

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4/1-k maddesi uyarınca tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, kooperatiflerin söz konusu kanun maddesinde yer alan koşullara bağlı olarak kurumlar vergisinden muaf tutulabilmesi için ana sözleşmelerinde;
* Sermaye üzerinden kazanç dağıtılamayacağına,
* Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilemeyeceğine,
* Yedek akçelerin ortaklara dağıtılamayacağına,
* Sadece ortaklarla iş görüleceğine dair özel ve kısıtlayıcı nitelikte hükümlerin bulunması ve bu koşullara uygun davranılması gerekmektedir.
Kooperatifler genel olarak ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarını sağlamak amacıyla kurulmaktadır. Bu nedenle kurumlar vergisinden muafiyet koşulu sadece ortaklarla olan ilişkisinden doğan kazançla sınırlı bulunmaktadır. Dolayısıyla kredi kooperatiflerinin kendi kaynaklarından veya banka, kredi kuruluşu benzeri üçüncü şahıslardan sağladıkları fonları, sadece ortaklarına kredi olarak vermesi halinde, bu faaliyetler ortak dışı işlem sayılmamaktadır.
Diğer yandan yapı kooperatiflerinin, arsalarını kat karşılığı vererek işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmakta ve dolayısıyla bu tür işlemlerden doğan kazanç kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Ancak Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4/1-k maddesinin parantez içi hükmü gereği olarak kooperatiflerin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmesi halinde, bu işlem ortak dışı işlem olarak kabul edilmemekte, dolayısıyla bu tür işlemler kurumlar vergisi kapsamı dışında bırakılmış olmaktadır.
Yapı kooperatifi tarafından inşa edilen işyeri ve konutlarda yaşayanların sosyal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kat karşılığı sosyal amaçlı kullanmaya yönelik tesislerin inşa ettirilmesi de ortak dışı işlem sayılmamaktadır. Ancak bu tesislerin yapımından sonra kooperatif tarafından bizzat işletilmeye başlanılması halinde, söz konusu tesislerin işletilmeye başlandığı tarihten itibaren kooperatifin vergi muafiyeti sona ermiş sayılmaktadır.
Kooperatiflerin konut inşa etmek üzere kum, çimento, demir ve benzeri malzeme satın alması söz konusu inşaata finansman sağlamak üzere üçüncü kişilerden kredi temin etmesi de ortak dışı işlem olarak değerlendirilmemektedir.
İşyeri veya konut inşaatı için kurulan yapı kooperatiflerinin ortaklarından topladığı paraları değerlendirerek nemalandırmaları halinde Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesi kapsamında stopaj yoluyla vergilendirilmesi ve bu şekilde elde edilen gelirin ortaklara dağıtılmaması koşuluyla kooperatif bünyesinde değerlendirilmesi halinde kurumlar vergisinden bağışık tutulması mümkündür.
Kooperatiflere ait taşınmazların, ortaklara veya ortak olmayanlara kiraya verilmesi veya kooperatifin inşa ettiği konut veya işyerlerinin ortaklara dağıtımından sonra elinde kalan işyeri, konut veya arsaların satılması ortak dışı işlem olarak kabul edilmekte ve işlemlerden doğan kazanç kurumlar vergisine tabi olmaktadır. Uygulamada birçok yapı kooperatifinin ortak sayısına göre ihtiyaçtan fazla olan arsalarını müteahhitlere inşaat karşılığı verdikleri görülmektedir. Bu tür işlemler ortak dışı işlemler sayılmakta olup, söz konusu işlemler karşılığı sağlanan kazanç kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır.
Diğer yandan kooperatiflerin amaçlarına uygun faaliyetlerini sonuçlandırma aşamasında ellerinde kalan malzeme, alet ve edevatı satmaları sonucu elde ettikleri gelirler ortak dışı faaliyet olarak değerlendirilmemektedir.
Uygulamada bazı yapı kooperatiflerinin ana sözleşmelerinde “ortakların sosyal, kültürel, ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurmak, işletmek veya kiraya vermek…” hükmüne yer verildiği gözlenmektedir. Ancak kooperatif ana sözleşmesinde böyle bir hüküm bulunsa dahi fiilen söz konusu tesislerin kurulup bizzat işletilmesi veya kiraya verilmesi ortak dışı işlem olarak kabul edilmektedir.
Yapı kooperatiflerinde muafiyetten yararlanabilmek için ayrıca;
* Yapı ruhsatı ile arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına alınmış olması gerekmektedir.
* Kuruluşlarından, yapı inşaatlarının sona erdirdiği tarihe kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işini üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya bunlarla ilişkili kişi kabul edilen kişi ve kurumlar veya bunlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermemeleri gerekmektedir.

Veysi Seviğ/İTO G./13.4.2012

Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir