Muhasebe Rehberi

Girişim Sermayesi Fonu

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki 6322 Sayılı Kanun’un 15’inci maddesi ile Vergi Usul Kanunu’nun “Değerleme” başlıklı üçüncü kitabının üçüncü kısmında yer alan “Amortismanlar”la ilgili hükümlere “Sermayenin itfası” konusunu düzenleyen 325’inci maddeden sonra “Girişim Sermayesi Fonu” başlıklı 325/A maddesi eklenmiştir.
Sözü edilen madde gereği “Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu” ayrılabilecek. Bu fon, kurum kazancının veya beyan edilen gelirin yüzde 10’unu ve özsermayenin yüzde 20’sini aşamayacak.
Girişim Sermayesi Fonu olarak ayrılan tutarlar pasifte geçici bir hesapta tutulacak. Ancak mükellefler tarafından fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecek.

Girişim Sermayesi Fonu’nun;
* Amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi,
* İşletmeden çekilmesi,
* Dar mükellefler tarafından ana merkeze aktarılması,
* İşin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi hallerinde,
* Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren 6 ay içinde, amacına uygun kullanılmaması durumunda bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulacak.
Girişim sermayesi ile ilgili uygulamaya yönelik usul ve esasları belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı’na aittir.
Girişim sermayesi sistemi uygulamada iki farklı şekilde oluşmaktadır. Bu bağlamda da “Bir girişim sermayesi sisteminin fon şeklinde yapılandırılması mümkün olduğu gibi yatırım ortaklığı şeklinde de yapılandırılması mümkündür. (Netek, Okan “Yeni Bir Müessese: Girişim Sermayesi Fonu” Vergi Dünyası, Ağustos 2012, Sf:178-181)
Girişim sermayesi ile ilgili olarak 6322 sayılı kanun ile hem Gelir Vergisi Kanunu’nda hem de Kurumlar Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılmış bulunmaktadır.

Vergi Usul Kanunu’na eklenen “Girişim Sermayesi Fonu” ile vergi mükellefleri tarafından Sermaye Piyasası Kurumu’nun düzenleme ve denetimine tabi olan ve Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına paydaş olarak katılması veya girişim sermayesi yatırım fonlarının satın alınması durumunda, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden fon ayrılabilmesine ve ayrılan fonun da kanun maddesinde öngörülen oranlarda indirilmesine olanak sağlanmıştır.

Sözü edilen maddenin uygulanmasına ilişkin olarak hem Gelir Vergisi Kanunu’nda hem Kurumlar Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır.
* Gelir Vergisi Kanunu’nun 89’uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen 12 numaralı bent hükmü uyarınca Girişim Sermayesi Fonu olarak ayrılan tutarların beyan edilen gelirin yüzde 10’u ile sınırlı olmak üzere beyanname üzerinde indirim konusu yapılması mümkündür.
* Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılan değişiklikle de yurtiçi iştirak kazançları istisnasının kapsamı genişletilmiş ve kurumların tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu istisna 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren geçerli olacak.
* Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Diğer İndirimler” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen (8) bendi uyarınca “Girişim Sermayesi Fonu olarak ayrılan tutarların” beyan edilen gelirin yüzde 10’unu aşmayan kısmı kurum kazancından indirilebilecek.
Girişim sermayesi; dinamik, yenilikçi, üretken, yüksek büyüme potansiyeline sahip, ancak yatırım ve büyümenin gerçekleştirilmesi için gerekli finansal kaynakların ediniminde sıkıntı çeken girişimcilerin kaynak ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir oluşum olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde özellikle girişimcilerin kaynak sorununu çözmeye yönelik olarak Vergi Usul, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi Kanunlarında yapılan bu değişiklerin, Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde beklenen büyüklükteki yatırımlara kaynak aktarılmasında yeni ve güvenilir bir ortam sağlaması beklenmektedir.

VEYSİ SEVİĞ / İTO G. 10.09.2012

Paylaşabilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir