İnsan Kaynakları

Bürokrasiden yükselen sesler

Maliye Bakanlığı’ndaki iç dinamiklere bir dokunduk bin ah işittik. Geçtiğimiz hafta, “Muhasebat ve Milli Emlak Kontrolörleri ile Denetmenlerin” sorunlarına değinmiş, içi boşaltılmış kadro ve unvanlara atanmalarının huzursuzluk kaynağı olduğunu söylemiştik. Hâlâ bu görüşümüzü koruyoruz. Hoş, Maliye’den gelen telefon ve elektronik postalarda harcama denetimi ve kamu mallarının yönetiminde anlayışın değiştiğini, bu nedenle kontrolör ve denetmenlere eskisi gibi ihtiyaç kalmadığını savunanlar da var ya neyse…
***
Burada kritik konu, “uzmanlık!”
Kamuda, uzmanlığa dayalı bilgi birikimi son yıllarda erozyona uğradı. Pek çok idarede, uzmanlar “alt-orta sınıf memura” dönüştürüldü, özlük hakları eridi. Tam bu sırada, “eşit işe eşit ücret” iddiasıyla yapılan güncel düzenlemeler de yaraya tuz bastı. Bürokrasideki fay hatları öyle bir tetiklendi ki. Binlerce memur, meramını anlatmak için mesaisinin bir bölümünü sanal ortamda örgütlenmeye ayırdı.
***
Bugün ilginç yaman çelişkilere de tanık oluyoruz… Maliye’deki “Devlet Gelir Uzmanları” bu açıdan iyi bir örnek. Başlangıçta hedeflenen yapıdan o kadar uzakta, kenara köşeye itilmiş vaziyetteler ki. Vergi yasalarını analiz eden, mükellef davranışını değerlendiren, sektörel gelişmeleri izleyen bu uzmanları yeterince önemseyen yok. Buna karşın bir başka grup memur, “uzman” olmaya bile razı. Örnek mi istersiniz? İşte size “SGK icra memurları!” Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kamu gelirlerinin toplanmasında en az Maliye kadar önemli bir merkez. Oradakiler de dertli. Beklentileri, makul gerekçelere dayanıyor. Zira Maliye Bakanlığı bünyesindeki icra memurlarının çoğunluğu gelir uzmanı yapılıverdi. Adalet Bakanlığı’na bağlı icra dairelerindekiler zaten icra müdürü veya yardımcısı olarak çalışıyor. Haliyle 850 civarındaki SGK icra memuru da “eşit işe eşit unvan” ilkesinden hareket ediyor ve “icra uzmanı” olmak istiyor.
***
Peki ya, “İç Denetçilere” ne diyeceğiz? Kamu kuruluşlarının her birinde karar alıcılara yön vermesi gereken bu görevliler, tam anlamıyla sahipsiz. Oysa “Şu kurumda kadrolaşılıyor, bu kuruma filancalar geliyor” tartışmalarını önleyecek yapısal çözüm “iç denetim mekanizmasında” gizli. İş başına kim gelirse gelsin, uyulacak kurallar belli, performans hedefleri tanımlı ve bütün bunları raporlayacak bağımsız iç denetçiler varsa ne ala… Biliyoruz ki her iktidarın kendi kadrolarını kurmaya hakkı vardır. Lakin önemli olan, devletin, vatandaş adına denetlenmesidir. Üstelik iç denetim, araba devrilmeden yol gösterilmesidir. Yani kamu çıkarı zedelenmeden önce önlem alınmasıdır. Zarar oluştuktan sonra takibinin güçlüğü de bellidir, yapanın yanına kâr kaldığı da…
***
Bu fırtına içinde “Vergi Dairesi Müdürlerini” de göz ardı edemeyiz. Sahada vergi tahsilatının gerçek kahramanları onlar. Ama “yalnız bırakılmışlık” duygusu içindeler. Motivasyonları, mali tatminleri neredeyse dibe vurmuş durumda.
Bu arada biz, Maliye bünyesinde vergi denetimi ile ilgili birimlerin birleştirilmesinin beraberinde getirdiği sorunları da olumlu sonuçları da yakından izlemeye devam edeceğiz. 2012 büyüme hızının yavaşlayacağı bir yıl. Vergi müfettişlerinin “kendini ispat” hırsıyla mükellefe kılıç sallayacağı bir yıl değil. Kesip biçen değil, eğitip uyaran bir denetim yılı, “geçiş dönemi” için daha uygun gibi.
Sözün özü…
Bürokrasiden yükselen sesi duymayan devlet, yönetsel körlük yaşar!

KAYNAK: OKAN MÜDERRİSOĞLU/ SABAH GAZETESİ/08.01.2012

Paylaşabilirsiniz